|
|

| |
| |
| |
Daha Fazla Konu ve Bilgi için Tıklayın
18/11/2007
UYKUDA HAREKET ETMENİN ÖNEMİ
Sen onları uyanık sanırsın, oysa onlar (derin bir uykuda) uyuşmuşlardır. Biz onları sağ yana ve sol yana çeviriyorduk. Köpekleri de iki kolunu uzatmış yatıyordu. Onları görmüş olsaydın, geri dönüp onlardan kaçardın, onlardan içini korku kaplardı. (Kehf Suresi, 18)
Yukarıdaki ayette yüzlerce yıl uykuda kaldıkları bildirilen Kehf Ehlinden bahsedilmektedir. Ayrıca Allah bu ayette bu kişilerin bedenlerini sağ ve sol yanlara çevirdiğini bildirmektedir. Bunun hikmeti ise çok yakın bir tarihte keşfedilmiştir.
Uzun süre aynı yatış pozisyonunda kalan insanlar ciddi sağlık problemleri ile karşılaşırlar: Kan dolaşımında komplikasyonlar meydana gelmesi, deride yaraların oluşması, yatılan yüzeye temas edenbölgelerde kanın pıhtılaşması gibi... 172
Uzun süre aynı pozisyonda yatıldığında meydana gelen yatak yaralarına "basınç yaraları" da denir. Çünkü çok uzun süre aynı pozisyonda yatıldığında, vücudun belli bir bölgesine uygulanan sürekli basınç, kan damarlarının sıkışıp kapanmasına neden olabilir. Bunun sonucu olarak kan yoluyla taşınan oksijen ve diğer besinler deriye ulaşamaz ve deri ölmeye başlar. Bu durum vücutta yaraların oluşmasına sebep olur. Eğer bu yaralar tedavi edilmezse derinin katmanları, yağ ve kas dokuları da ölebilir.173
Derinin ya da dokunun altında oluşan bu yaralar, tedavi edilmezlerse ya da enfeksiyon kaparlarsa ciddi boyutlara ulaşabilir, hatta hayati tehlikeye sebep olabilirler. Bu nedenle deri üzerindeki basıncı azaltmak için her 15 dakikada bir pozisyon değiştirmek en sağlıklısıdır. Kendi kendine hareket edemeyen felçli hastalar da bu nedenle özel bir bakıma tabi tutulurlar ve her 2 saatte bir başkasının yardımıyla hareket ettirilirler.174 Yukarıdaki ayette yüzyılımızda keşfedilen bu tıbbi bilgilere dikkat çekilmesi, kuşkusuz Kuran'ın ayrı bir mucizesidir.
31/3/2007
YAPRAKLARIN DÖKÜLMESİ
Yaprakların dökülmesinin bir faydası var mıdır?
Her sene milyonlarca yaprak dökülmekte, ilkbahar gelince yeniden çıkmaktadır. İlk bakışta milyonlarca yaprak boşuna dökülüyor gibi gözükebilir. Ancak bu bir yanılgıdır, çünkü yaprakların dökülmesi ekolojik sistemde önemli yere sahip bir değişimdir. Hiçbir şey boş yere yaratılmamıştır. Biz hangi sistemi veya hangi canlıyı incelersek inceleyelim onun yaratılışında bir amaç ve bir hikmet olduğunu görürüz. Düşen yapraklar da bu mükemmel sistemin bir parçasını oluştururlar. Dökülen yaprakların en büyükleri toprağı besinle doldurur. Ayrıca düşen yapraklar orman tabanında bir humus tabakası oluşturarak yağmuru tutmaya ve emmeye yardımcı olurlar, birçok canlı dış etkenlerden kurtulmak için yaprakların altına saklanırlar. Son olarak, düşen yapraklar ormandaki birçok organizma için besin kaynağı haline gelir.
Her yıl, yaprak dökümü ile birlikte, Dünya yüzeyinde 300 milyon ton klorofil toprağa karışır. Klorofil taşıyan deniz yosunlarının ömrünün kısa olduğu okyanuslarda yılda 900 milyon ton klorofil parçalanır. Her sene bu miktarda klorofil kaybı olmasaydı ortaya çok vahim sonuçlar çıkardı. Gittikçe artan klorofil miktarı canlı hücrelerin daha az, serbest klorofillerin ise daha çok güneş ışığı kullanmasına yol açacaktı. Sonuçta yetersiz miktarda ışık alan canlı hücreler daha az fotosentez yapacak, bu olayın sonucunda da okyanusta ve buna bağlı olarak bütün dünyada canlılık sona erecekti.
|
 Yaprak dökümü, her yaprağın sapı ile dal arasındaki bölgede meydana gelen son derece kompleks olaylar sonucunda ortaya çıkar. Konu hakkında bilgisi olmayan insanlara, yaprakların dökülmesi oldukça sıradan bir işlem gibi gelebilir. Her sonbaharda aynı işlemin kusursuzca gerçekleşmesi, üstelik bu olayın milyonlarca yıldır hiç aksamadan sürmesi, insanlarda alışkanlık oluşturabilir. Oysa ağaçlar yapraklarını dökerken her yaprak için oldukça karmaşık bir dizi kimyasal işlem gerçekleştirirler. Bu sayede ağacın besininin boşa gitmemesi sağlanır, ağacın mikrop kapması önlenmiş olur.
|
Dökülecek olan yapraklarda meydana gelen en ilginç olaylardan biri, bu yapraklarda son derece bilinçli bir sökme-ayırma işleminin gerçekleşmesidir. Yaprak dökülmeden önce protein ve karbonhidrat gibi kullanılabilir maddeler bitkinin gövdesine depolanır. Böylece dökülecek olan yaprak bu maddeleri boş yere harcamamış ve gelecekteki yapraklar için gerekli malzemenin önemli bir bölümünü temin etmiş olur. Bu örneklerden de anlaşılacağı gibi klorofilin gerektiği anda elimine edilmesi veya bitkinin ihtiyaç duyduğu maddeleri gövdesinde toplaması yeryüzünde hayatın devamı için ekolojik bir zorunluluktur. Yapraklardaki yaşlanmanın ilk işaretlerinden biri, yaprak ayası hücrelerinde etilen gazının üretiminin başlamasıdır. Bir süre sonra etilen gazı yaprağın her tarafına yayılır ve yaprak sapına geldiğinde burada bulunan küçük hücreler şişmeye başlayıp, sapta bir gerginleşmeye neden olurlar. Yaprak sapının gövdeye bağlandığı bölümde bulunan hücrelerin miktarı artar ve özel enzimler üretmeye başlarlar. İlk olarak selüloz enzimleri selülozdan oluşan çeperleri parçalar. Daha sonra pektinaz enzimleri hücreleri birbirine bağlayan pektin tabakasını parçalar. Giderek artan bu gerginliğe yaprak dayanamaz ve sapın dış tarafından içeriye doğru yarılmaya başlar.
Yaprak sapının gövdeye bitiştiği yerde yani yaprak tabanında bir ayırma bölgesi meydana gelir. Bu tabaka yaprak düşmeden çok önce oluşur. Sonra bu tabakadaki "parankima" adı verilen ve değişim geçirebilen özel doku hücrelerinin çeperleri yumuşamaya başlar ve kimyasal değişim geçirerek jelimsi bir durum alır. Bu, hücrelerin birbirinden ayrılmasına neden olur ve yaprak yalnız sıvı maddelerin geçişini sağlayan tüpe benzer yapılarla gövdeye bağlı kalır. Genişlemeye devam eden yarığın etrafında çok hızlı değişimler yaşanır ve hücreler hemen mantar özü üretmeye başlarlar. Bu madde, selüloz çepere yavaş yavaş yerleşerek onun güçlenmesini sağlar. Bütün bu hücreler, arkalarında büyük bir boşluk bırakarak ölürler. Hafif bir rüzgarla yapraklar kopar. Ancak bu sırada mantar hücrelerinden ibaret koruyucu bir tabaka gelişerek açılan yarayı kapatır. Bu fiziksel ve kimyasal değişimler sadece bir yaprakta değil, dökülen bütün yapraklarda meydana gelen ve çok ince planlanmış bir süreçtir. Bu sistem zamanı geldiğinde yaprağın kopmasını sağlamak için yaratılmıştır.
31/3/2007
Sonbahar gelince ilginç bir olaya şahit oluruz. Ağaçların yeşil yaprakları birkaç gün içinde renklerini değiştirir, kısa bir süre sonra da bütün yapraklar dökülür ve ağaç dalları çıplak kalır. İlkbaharda yeniden dirilene kadar ağaç artık ölmüş sayılır. Çünkü bütün yaşamsal fonksiyonlarını minimuma indirmiştir. İnsana ölümü hatırlatan ve ayette belirtildiği gibi öldükten sonra dirilişin bir delili olan yaprak dökümü, birçok mucizevi olayın gerçekleştiği bir dönüşümdür. Allah Kuran'da bu durumu şöyle bildirir:
O ölüden diriyi çıkarır ve diriden ölüyü çıkarır, ölümünden sonra da yeri diriltir. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız. (Rum Suresi, 19)
Yaprak tamamen ölüp ağaçtan düşmeden önce çeşitli aşamalardan geçer. Çok sayıda kimyasal bileşik biraraya gelip farklı sistemleri devreye sokarak yaprağı gövdeden ayırır. Bunu yaparken de hiçbir maddeyi israf etmeden, dökülme işlemini hem bitki hem de çevre için çok faydalı bir süreç haline getirir. Böylece sonbahar yaprakları bize ölümü ve yeniden dirilişi hatırlatmakla kalmaz, Allah'ın sonsuz ilim ve kudretini bir kez daha gözler önüne serer.
YAPRAKLARIN RENKLENMESİ
 Yazın yaprakların rengine pek dikkat etmeyiz; ama sonbahar gelince aniden renk değişiminin farkına varırız. Çünkü yaprakların renklerinin değişmesi ve dökülmesiyle karşımıza rengarenk manzaralar çıkar. Yemyeşil ağaçlar birkaç günde sarı, kırmızı, kahverengi renklere dönüşür. Peki ama yapraklar neden renk değiştirir ve neden dökülürler?
İster sarı, kırmızı, ister mor ya da yeşil olsun bütün yapraklar ihtiva ettikleri çeşitli pigmentler tarafından renklenirler. Bitki pigmentleri arasında en çok bilinen hiç kuşkusuz kitap boyunca da yer verildiği gibi yapraklara yeşil rengini veren ve fotosentezde önemli bir rol oynayan, klorofildir. Ilıman iklimlerde sonbahar geldiğinde yaprakların rengi değişmeye başlar. Yapraklarda ortaya çıkan ve yeşilin yerini alan sarı, turuncu, kırmızı ve en sonunda kahverengi renkler, sarı ve turuncu pigment olan 'karoten'in eseridir. Bunun yanında "antosiyanin" adlı pigment de bu işle görevlidir. Bu üç pigment, bildiğimiz yaz çiçekleri de dahil olmak üzere yapraklara renklerini kazandıran maddelerdir.
Yeşil yapraklardaki klorofilin yeşilliği o kadar güçlüdür ki, yapraklarda bulunan karotenlerin sarı ve turuncu renklerini tamamen gölgeler. Sonbaharda yaprakları dökülen bitkiler yapraklarını dökmeden önce yapraklarındaki yararlı malzemeleri geri alırlar. Bu geri alma işleminin sonuçlarından biri olarak klorofil bozulmaya başlar. Bu aşamada klorofil baskın olduğu için renkleri ortaya çıkmayan sarı ve turuncu pigmentlerin etkisi ortaya çıkar.
Yaprakların ömrü dolunca, antosiyanin pigmenti çoğalmaya başlar; normal yeşili hafifçe kırmızı-mora doğru boyar. Antosiyanin pigmentleri renk olarak kırmızıdan mora değişim gösterirler ve kırmızı, mavi ve mor renkli bitki bölümlerinden tamamen onlar sorumludur. Isı düşük olduğunda bitki aşırı parlaklığa maruz kalınca bitkilerin büyük bir bölümünde antosiyanin seviyesi artmaya eğilimlidir. Sonbaharda bazı bitkilerde kırmızının artmasının sebebi budur. Bu pigmentler genellikle sarıdan turuncu ve kırmızıya doğru renk değiştirirler. Sonbahar hava koşullarına ek olarak renk gelişimi büyük ölçüde bitkinin türüne bağlıdır. İşte sonbahar manzaraları dediğimiz çarpıcı güzellikteki görüntüler bu pigmentlerin eseridir.64
17/3/2007
Kuran'ın Kafiye Sistemindeki Üstünlük
 Prof. Adel M. A. Abbas'ın Science Miracles (Bilimsel Mucizeler) adlı kitabı |
Kuran'ı taklit edilemez yapan unsurlardan bir diğeri de, Kuran'ın edebi yapısından kaynaklanır. Kuran Arapça olmasına rağmen, Arap edebiyatında kullanılan kalıplardan hiçbiriyle benzerlik taşımaz.
Kuran'daki kafiye sistemine "seci" denilir ve dilbilimciler Kuran'daki bu kafiye kullanımını da mucize olarak ifade etmektedirler. Ünlü İngiliz bilim adamı Prof. Adel M. A. Abbas, Kuran'ın dilbilim açısından bir mucize olduğunu ispatlamak üzere hazırladığı Science Miracles (Bilimsel Mucizeler) adlı kitabında, Kuran'da kullanılan harfleri, kafiye sistemini grafik ve şemalar aracılığıyla kapsamlı olarak incelemiştir. Bu kitapta Kuran'daki kafiye sistemi ile ilgili oldukça dikkat çekici tespitlerde bulunmuştur.
Bilindiği, gibi Kuran'da, 29 sure 1 ya da 1'den fazla sembolik harfle başlar. "Mukatta harfleri" olarak bilinen bu harfler, aynı zamanda başlangıç harfleri olarak da adlandırılırlar. Arapçadaki 29 harften 14 tanesi, mukatta harflerini oluşturur: Ayn, Sin, Kaf, Nun, Ra, Ya, Ta, Ha, Elif, Lam, Mim, He, Sad, Kef.
Bu harflerden "Nun" harfinin Ka lem Suresi'ndeki kullanımına bakıldığında, ayetlerin %88.8'inde "Nun" harfi ile kafiye olduğu görülür. Şuara Suresi'nin %84.6'sı, Neml Suresi'nin %90.32'si, Kasas Suresi'nin %92.05'i "Nun" harfi ile kafiyelenmiştir.
Kuran'ın tamamı göz önünde bulundurulduğunda ise, %50,08'inde "Nun" harfi ile kafiye yapıldığı görülür. Diğer bir deyişle Kuran'daki ayetlerin yarısından fazlası "Nun" harfi ile biter. Aynı uzunluktaki hiçbir edebi çalışmada, metnin yarısından fazlasında tek ses ile kafiye yapılması mümkün olmamıştır. Bu sadece Arapça için değil, tüm diller için geçerlidir.
Kuran'ın kafiye açısından genel incelemesi yapıldığında ise, kafiyelerin yaklaşık %80'inin Elif, Mim, Ya ve Nun harfleri tarafından oluşturulan üç sesten (n, m, a) oluştuğu görülür.247 "Nun" harfinin dışında, ayetlerin %30'u "Mim", "Elif" ya da "Ya" ile kafiyelidir.
|
Ayet numarası |
Surenin ismi |
Nun harfi sayısı |
| |
|
|
|
2 |
Bakara |
196 |
|
3 |
Al-i İmran |
121 |
|
7 |
Araf |
193 |
|
10 |
Yunus |
98 |
|
11 |
Hud |
56 |
|
12 |
Yusuf |
93 |
|
13 |
Rad |
5 |
|
14 |
İbrahim |
6 |
|
15 |
Hicr |
81 |
|
19 |
Meryem |
5 |
|
20 |
Taha |
0 |
|
26 |
Şuara |
192 |
|
27 |
Neml |
84 |
|
28 |
Kasas |
81 |
|
29 |
Ankebut |
59 |
|
30 |
Rum |
54 |
|
31 |
Lokman |
7 |
|
32 |
Secde |
27 |
|
36 |
Yasin |
71 |
|
38 |
Sad |
18 |
|
40 |
Mümin |
32 |
|
41 |
Fussilet |
30 |
|
42 |
Şura |
6 |
|
43 |
Zuhruf |
78 |
|
44 |
Duhan |
44 |
|
45 |
Casiye |
30 |
|
46 |
Ahkaf |
26 |
|
50 |
Kaf |
0 |
|
68 |
Kalem |
42 |
Yukarıdaki tablo mukata (sembolik) harfleriyle başlayan surelerde, "Nun" harfi ile sona eren ayetlerin dağılımını göstermektedir.
Kafiyelerde en çok kullanılan dört ses:
|
Harf |
|
|
|
|
Toplam |
|
Sesler |
a |
a |
m |
n |
|
|
Ayet sayısı |
949 |
246 |
666 |
3123 |
4984 |
|
Yüzde oranı (%) |
15.22 |
3.94 |
10.68 |
50.03 |
79.92 |
Yukarıdaki tabloda Kuran'ın kafiye sisteminin %79.92'sini oluşturan 4 harfin orantılı bir şekilde dağılımı görülmektedir.
Aşağıdaki surelerde ise bu dört harfle yapılan pek çok kafiyeden yalnızca birkaç örnek yer alıyor:
|
Ayet numarası |
Müminun Suresi |
|
1 |
|
|
2 |
Elleziyne hum fi salatihim haşiun |
|
3 |
Ve elleziyne hum an ellağvi muğridun |
|
4 |
Ve elleziyne hum lizzekati failun |
|
5 |
Ve elleziyne hum lifuricihim hafizun |
|
6 |
... ev ma meleket eymanuhum fe innehum gayru melumiyn |
|
7 |
... fe ulaike hum eladun |
|
8 |
Ve elleziyne hum liemanetihim ve ahdihim raun |
|
9 |
Ve elleziyne hum ala salatihim yuhafizun |
|
10 |
Ulaike hum elvarisun |
|
11 |
... hum fiha halidun |
|
12 |
Ve lekad halakna elinsane min sulaletin min tiyn |
|
13 |
Sümme cealnahu nutfeten fi kararin mekiyn |
|
14 |
... fe tebareke allahu ehsenu elhalikiyn |
|
15 |
Sümme innekum beade zalike lemeyyitun |
|
16 |
Sümme innekum yevme elkıyameti tubasun |
|
17 |
... ve ma kunna an elhalki gafiliyn |
|
Ayet numarası |
Nahl Suresi |
|
1 |
... ve teala amma yuşrikun |
|
2 |
... ennehu la ilahe illa ena fettakun |
|
3 |
... teala amma yuşrikun |
|
4 |
... fe iza huve hasiymun mubiyn |
|
5 |
... ve menafiu ve minha te'kulun |
|
6 |
Ve lekum fiha cemalun hıyne turiyhune ve hiyne tesrehun |
|
Ayet numarası |
Enam Suresi |
|
1 |
... Sümme elleziyne keferu birabbihim yeadilun |
|
2 |
... sümme entum temterun |
|
3 |
... ve yealemu ma teksibun |
|
4 |
... illa kanu anha muaridiyn |
|
5 |
... fe sevfe ye'tiyhim enbau makanu bihi yestehziun |
|
6 |
... ve enşe'na min beadihim karnen aheriyn |
|
7 |
... in haza illa sihrun mubiyn |
|
8 |
... sümme leyunzarun |
|
9 |
... ve lelebesna aleyhim ma yelbisun |
|
10 |
... ma kanu bihi yestehziun |
|
Ayet numarası |
Rum Suresi |
|
6 |
... ve lakinne eksere ennasi la yealemun |
|
7 |
... ve hum an elahiretihum gafilun |
|
8 |
... ve inne kesiyren min ennasi bilikai rabbihim lekafiriyn |
|
9 |
... ve lakin kanu enfusehum yezlimun |
|
10 |
... en kezzebu biayatillahi ve kanu biha yestehziun |
|
11 |
... sümme ileyhi turceun |
|
12 |
... yublisu elmucrimun |
|
13 |
... ve kanu bişürekaihim kafiriyn |
|
14 |
Ve yevme tekumu essaatu yevmeizin yeteferrekun |
|
15 |
... fe hum fi revdatin yuhberun |
|
Ayet numarası |
Yunus Suresi |
|
26 |
... ulaike ashabu elcenneti hum fiha halidun |
|
27 |
.. ulaike ashabu ennari hum fiha halidun |
|
28 |
... ve kale şürekauhum ma kuntum iyyana teabudun |
|
29 |
... in kunna an ibadetikum legafiliyn |
|
30 |
... ve dalle anhum ma kanu yefterun |
|
31 |
... fe kul e fe la tettekun |
|
32 |
... fe enna tusrafun |
|
33 |
... ennehum la yu'minun |
|
34 |
... fe enna tu'fekun |
|
Ayet numarası |
Ankebut Suresi |
|
6 |
... inne allahe leganiyyun an elalemiyn |
|
7 |
... ve leyecziyennehum ehsene ellezi kanu yeamelun |
|
8 |
... feunebbiukum bima kuntum teamelun |
|
9 |
... lenudhilennehum fi essalihiyn |
|
10 |
... ev leyse allahu biealeme bima fi essuduri elalemiyn |
|
11 |
... ve yealemenne elmünafikiyn |
|
12 |
... innehum lekazibiyn |
|
13 |
... ve leyuselunne yevme elkıyameti amma kanu yefterun |
|
14 |
... feeheze hum ettufanu ve hum zalimun |
|
Ayet numarası |
Neml Suresi |
|
12 |
... innehum kanu kavmen fasikiyn |
|
13 |
... haza sihrun mubiyn |
|
14 |
... fe unzur keyfe kane akibetu elmufsidiyn |
|
15 |
... min ibadihi elmu'miniyn |
|
16 |
... inne haza lehuve elfadlu elmubiyn |
|
17 |
... fe hum yuzeun |
|
18 |
... suleymanu ve cunuduhu ve hum la yeşurun |
|
19 |
... ve edhilni birahmetike fi ibadike essalihiyn |
|
Ayet numarası |
Nisa Suresi |
|
23 |
... inne allahe kane gafuren rahiymen |
|
24 |
... inne allahe kane aliymen hakiymen |
|
25 |
... ve allahu gafurun rahiymun |
|
26 |
... ve allahu aliymun hakiymun |
|
27 |
... en temiylu meylen aziymen |
|
Ayet numarası |
Maide Suresi |
|
22 |
... fe inyehrucu minha fe inna dahilun |
|
23 |
... fe tevekkelu in kuntum mu'miniyn |
|
24 |
... inna hahuna kaidun |
|
25 |
... fe ufruk beynena ve beyne elkavmi elfasikiyn |
|
26 |
... fe la te'se ala elkavmi elfasikiyn |
|
27 |
... kale innema yetekabbelu allahu min elmuttakiyn |
|
28 |
... inni ehafu allahe rabbe elalemiyn |
|
29 |
... ve zalike cezau ezzalimiyn |
|
30 |
... fe katalehu fe esbaha min elhasiriyn |
|
31 |
... fe esbaha min elnadimiyn |
|
Ayet numarası |
Araf Suresi |
|
2 |
... ve zikra lilmu'miniyn |
|
3 |
... kaliylen ma tezekkerun |
|
4 |
... fe caeha be'suna beyaten ev hum kailun |
|
5 |
... iz caehum be'suna illa en kalu inna kunna zalimiyn |
|
6 |
... ve leneselenne elmurseliyn |
|
7 |
... ve ma kunna gaibiyn |
|
8 |
... fe ulaike hum elmuflihun |
|
9 |
... bima kanu biayatina yezlimun |
|
10 |
... kaliylen ma teşkurun |
|
11 |
... lem yekun min essacidiyn |
|
Ayet numarası |
Tevbe Suresi |
|
7 |
... inne allahe yuhibbu elmuttakiyn |
|
8 |
... ve ekserehum fasikun |
|
9 |
... innehum sae ma kanu yeamelun |
|
10 |
... ve ulaike hum elmuatedun |
|
11 |
... ve nufassilu elayati likavmin yealemun |
|
12 |
... leallehum yentehun |
|
13 |
... ehakku en tehşevhu in kuntum mu'minyn |
|
14 |
... ve yeşfi sudure kavmin mu'miniyn |
|
Ayet numarası |
Bakara Suresi |
|
62 |
... ve la havfun aleyhim ve la hum yehzanun |
|
63 |
... ve uzkuru ma fihi leallekum tettakun |
|
64 |
... lekuntum min elhasiriyn |
|
65 |
... fe kulna lehum kunu kiredeten hasiiyn |
|
66 |
... ve mev'izeten lilmuttakiyn |
|
67 |
... euzu billahi en ekune min elcahiliyn |
|
68 |
... fe amelu ma tu'merun |
|
69 |
... bakaratun safrau fakiun levnuha tesurru ennnaziriyn |
|
Ayet numarası |
Al-i İmran Suresi |
|
130 |
... ve ettaku allahe leallekum tuflihun |
|
131 |
Ve ettaku ennare elleti uiddet lilkafiriyn |
|
132 |
... leallekum turhemun |
|
133 |
... uiddet lilmuttakiyn |
|
134 |
... ve allahu yuhibbu elmuhsiniyn |
|
135 |
... ve lem yusirru ala ma fealu ve hum yealemun |
|
136 |
... ve niame ecru elamiliyn |
|
137 |
... fenzuru keyfe kane akibetu elmukezzibiyn |
|
138 |
... ve mev'izetun lilmuttakiyn |
|
139 |
... ve entum elealevne in kuntum mu'miniyn |
|
140 |
... ve allahu la yuhibbu ezzalimiyn |
|
Ayet numarası |
Enbiya Suresi |
|
5 |
... felye'tina biayetin kema ursile elevveliyn |
|
6 |
... e fe hum yu'minun |
|
7 |
... in kuntum la tealemun |
|
8 |
... ve ma kanu halidiyn |
|
9 |
... ve ehlekna elmusrifiyn |
|
10 |
... e fe la teakilun |
|
11 |
... ve enşe'na beadeha kavmen aheriyn |
|
12 |
... hum minha yerkudun |
|
Ayet numarası |
Nur Suresi |
|
47 |
... ve ma ulaike bilmu'miniyn |
|
48 |
... feriykun minhum muaridun |
|
49 |
Ve in yekun elhakku ye'tu ileyhi muziniyn |
|
50 |
... bel ulaike hum ezzalimiyn |
|
51 |
... ve ulaike hum elmuflihun |
|
52 |
... ve ulaike hum elfaizun |
|
53 |
... inne allahe habiyrun bima teamelun |
|
54 |
... ve ma ala resuli illa elbelagu elmubiyn |
|
55 |
... fe ulaike hum elfasikun |
|
Ayet numarası |
Hicr Suresi |
|
6 |
... ve ma yeste'hirun |
|
7 |
... in kunte min essadikiyn |
|
8 |
... ve ma kanu izen munzariyn |
|
9 |
... ve inna lehu lehafizun |
|
10 |
Ve lekad erselna min kablike fi şiyai elevveliyn |
|
11 |
... kanu bihi yestehziun |
|
12 |
Kezalike neslukuhu fi kulubi elmucrimiyn |
|
13 |
... kad halet sunnetu evveliyn |
|
14 |
... fihi yearucun |
|
15 |
... nahnu kavmun meshurun |
İki yüz-üç yüz satırlık bir şiirde, kafiyenin iki üç sesle oluşturulması bu esere başyapıt denecek kadar önemli bir özellik kazandırabilir. Ancak Kuran'ın uzunluğu, içerdiği bilgiler ve hikmetli anlatım göz önünde bulundurulduğunda, bu tür bir kafiye kullanım şeklinin ne denli olağanüstü bir durum olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Çünkü Kuran insanlara rehber olan imani bir kitap olarak, tüm edebi üstünlüklerinin, sosyal ve psikolojik konularının yanı sıra, fiziki bilimlerle ilgili birçok konuyu da içerir. Dolayısıyla böylesine çeşitli ve ilmi konuları içeren Kuran'da, bu kadar az sesle kafiye sağlanması insan çabasıyla gerçekleştirilemeyecek bir durumdur. Bu bakımdan Arap dili uzmanları Kuran'ı "kesinlikle taklit edilemez" olarak tanımlamaktadırlar.
17/3/2007
KURAN'IN TAKLİT EDİLEMEZLİĞİ
Bu bölüme kadar Kuran'ın, bilimsel ve tarihsel açılardan mucizevi özelliklerine değindik. Tüm bunların yanı sıra, Kuran aynı zamanda edebi yönden de hayranlık uyandırıcı, benzersiz bir üsluba sahiptir.
Öncelikle belirtilmesi gereken Kuran'ın her çağdan, her türlü insan grubuna hitap eden bir anlatıma sahip olmasıdır. Okuyan kişinin bilgi ve kültür seviyesi ne olursa olsun Kuran herkesin anlayabileceği gibi açık, anlaşılır bir dile sahiptir. Bir ayette Allah Kuran hakkında şöyle bildirir:
Andolsun Biz Kuran'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık... (Kamer Suresi, 22)
Kuran'da bu kadar kolay anlaşılır bir üslup olmasına rağmen, hiçbir yönden Kuran'ın taklidi mümkün olmamıştır. Allah'ın Kuran'ın benzersizliğine dikkat çektiği ayetlerden bir kısmı şöyledir:
Eğer kulumuza indirdiğimiz (Kur'an)'den şüphedeyseniz, bu durumda, siz de bunun benzeri bir sûre getirin. Ve eğer doğru sözlüyseniz, Allah'tan başka şahitlerinizi (kendilerine güvendiğiniz yardımcılarınızı) çağırın. (Bakara Suresi, 23)
Yoksa: "Bunu kendisi yalan olarak uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Bunun benzeri olan bir sûre getirin ve eğer gerçekten doğru sözlüyseniz Allah'tan başka çağırabildiklerinizi çağırın." (Yunus Suresi, 38)
Kuran'ın mucize kelimesi ile nitelendirilmesinin sebeplerinden biri, yukarıdaki ayetlerde vurgulandığı gibi insan çabası ile bir benzerinin yazılamamasından kaynaklanır. İşte bu imkansızlık ne kadar büyük olursa, mucize de o denli büyüktür. Dolayısıyla Kuran'ın üslubunun yüzyıllardır milyarlarca insan arasından, tek bir kişi tarafından bile taklit edilemez oluşu, mucizevi yönünün ispatlarından biridir. F. F. Arbuthnot, The Construction of the Bible and the Koran (İncil ve Kuran'ın Yapısı) adlı kitabında, Kuran hakkında şu yorumda bulunmuştur:
Edebi bakış açısıyla değerlendirildiğinde, Kuran yarı şiirsel yarı düz yazı olarak yazılmış en saf Arapçaya örnektir. Dilbilimcilerin bazı durumlarda Kuran'da kullanılan belirli kalıp ve ifadelerle uyuşacak kurallar kullandıkları ve Kuran'a eş bir çalışma üretmek için birçok denemede bulunmalarına rağmen, henüz hiçbirinin bu konuda başarılı olmadıkları bildirilmiştir.246
Kuran'ın anlatımında kullanılan kelimeler hem anlam bakımından, hem de üslubun akıcılığı ve etkisi bakımından son derece özeldir. Ancak Kuran'ın Allah'ın emir ve yasaklarını bildirdiği kutsal bir kitap olduğuna iman etmek istemeyenler, çeşitli bahaneler öne sürerek inkara yönelmişlerdir. Allah iman etmeyenlerin Kuran hakkındaki nitelemelerine karşı aşağıdaki ayetlerde şöyle bildirir:
Biz ona (peygambere) şiir öğretmedik; (bu,) ona yakışmaz da. O (kendisine indirilen Kitap), yalnızca bir öğüt ve apaçık bir Kuran'dır. (Kuran,) Diri olanları uyarıp korkutmak ve kafirlerin üzerine sözün hak olması için (indirilmiştir). (Yasin Suresi, 69-70)
|
| |
|
|
|